14 Nisan 2012 Cumartesi

İyi ki doğdun çocuk!

Çocuk!
Senin doğum günlerini sevmemeye başladım.
Sen 20'li yaşlarına yaklaştığına göre ben de yaşlanıyorum. Senin yüzünden bu acı gerçekle her an her saniye yüzleşiyorum.
Ayrıca eskisi kadar kandıramıyorum da seni. Sol koluma vurduğunda kalbimin durmayacağını biliyorsun artık ve bu hiç de eğlenceli bir durum değil.
Eskisi gibi işkence de edemiyorum sana, üstüne bir de işkence görüyorum.
Hoş değil!
İyi yönlerin de yok değil hakkını vermeliyim. Artık seninle dedikodu yapmak daha zevkli. İçip, sarhoş olmak. İhtiyacım olduğunda önce senin yanımda olacağını bilmek.
Dışarı çıktığımızda hesabı ödememek :) E koca adam oldun, bu da benim hakkım artık di mi.
Diyetteyken sevdiğim şeyleri gözümün önünde insan dışı bir şekilde yemen dışında iyi bir kardeş olmayı başarabildiğini düşünüyorum.
Neyse sözün özü çocuk;
İyi ki doğdun küçük kardeşim, iyi ki bizimlesin.
Seni kocaman kocaman seviyoruz, seviyorum :)
Devamını Oku »

12 Nisan 2012 Perşembe

Büyük tabu: Aşk

Aşk deli cesareti ister derler hep.
Cesaret gerektirir evet ama aşk delilik kaldırmaz, daha doğrusu delilik aşkı kaldırmaz. Akıllı davranmak gerekir aşkta. An gelir deli halinle söylediklerinden öyle pişman olursun ki en akıllı halin altından kalkamaz sonra.
Aşk hata kaldırmaz, en ufağını bile. Düşüncesizlik de tabi... Hiç farkına varmadan geçirdiğin zamanları an gelir mumla arasın. Hiç düşünmeden geçirdiğin saatler, günler ne kadar mutlu olduğunu farketmeden bittiğinde anlarsın meğer ne kadar mutlu olduğunu.
Aşk oyun da kaldırmaz. Sen sen ol dürüst ol aşkta. Ders vericem diye söylemediğin güzel sözleri söylemeye fırsat bulamazsın belki.
O yüzden sana beni seviyor musun dediğinde evet de cevap evetse. Oyun oynama, laf cambazlığı yapma. Seviyorum de.
Benden sana tavsiye, bir daha  bu fırsatı bulamayabilirsin. Bir saha seviyorum diyemeyebilirsin. Belki onunla bir daha konuşamayabilirsin bile.
Sen sen ol dürüst ol. Gururlu ve umursamaz görünmek için zorlama kendini. içinden ne geliyorsa öyle davran, öyle söyle.
Duymak istediklerimizi söylemekten neden korkuyoruz? Aşkı neden tabulaştırıyoruz?
Siz siz olun karşınızda nasıl bir durum olursa olsun kendinizi sevdiğiniz için, kendinize, sevginize sahip çıkın. Utanmayın. Arkasında durun.
Karşılıklı olsun olmasın siz birini sevebilecek kadar büyük bir kalbe sahipseniz, kaybedecek ve utanacak bir şeyiniz yok demektir.
Haydi başlayın, hemen bu akşam!
 Evet seni gerçekten sevdim.
Evet yanında olmaktan, yanımda olmandan çok mutluydum.
Evet şu an senin yanında senin kalbinde olmak isterdim.
Evet seni çok özlüyorum.
...
...
...
Eh benden bu kadar, artık sıra sizde :)


Devamını Oku »

11 Nisan 2012 Çarşamba

Denge-siz


Devamını Oku »

10 Nisan 2012 Salı

Mesela diyorum :)


Mesela diyorum; 
Bu gece bir delilik yapsam
Bıraksam mutfakta yıkarken bulaşıkları
Çeksem arkamdan kapıyı
Kadın başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam
Fonda bir masa
Arkada Sezen şarkıları çalsa
Ben ağlasam
Şişenin dibine dibine vursam...!
Mesela diyorum;
Sokaklardan bütün erkekleri kovsam
Bu gecelik evlerinde otursalar
Korkmadan dolaşsam bütün şehri
Hiç kimse dokunmasa bana
Bir sandalda sabahlasam...
Alabidiğince kadın
Alabildiğince özgür olsam
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam
Şehre isyanımı haykırsam
Kim bilir kaç kere satılmıştır bu dünyanın anası
Mesela diyorum
Bu gece de satsam ben babasını..!









Devamını Oku »

Huzur...

Pazartesi sendromundan kurtarmaya geldim ben sizi :) 
Şun an dışarıda deli gibi yağmur yağmakta, izlemesi dinlemesi pek keyifli. Aynı keyfi size de yaşatmak istiyorum. Şimdi alttaki videoyu ve iki linki aynı anda açın, arkanıza dayayın ve gözlerinizi kapayın...
:)


Devamını Oku »

8 Nisan 2012 Pazar

Ben'den

Yeni Türkü- Semai

 Öncelikle açın yukarıdaki videoyu ve bu şarkı eşliğinde okuyun yazımı. Tam pazar dinginliğinde, huzur verici...
Yaz yaklaştıkça sanırım yaz insanı olmamın da katkısıyla ( 29 haziran doğum günüm, evet yaklaşmakta öhöm ) bende bir mutluluk, huzur halidir aldı başını gidiyor. Öyle ki uzun süredir kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim.
Hayatımda öyle ekstra durumlar yaratan bir değişiklik de olmadı ama sanırım artık iyi yaşamayı öğrendim. Hayatın tadını çıkarmayı, dert etmemeyi, güzele inanmayı ve ulaşmayı.
Havalar ısındıkça ben de kıpırdamaya başladım. Bundan sonrası için hayat planlarım çok.
Bundan sonra çözümler ve yollar var dertler ve somurtmalar yerine.
Mutlu eden, neşeli  insanlar var üzenler ve negatifler yerine.
Hayat daha planlı, gelecek daha pozitif. Öncelikle baştan atlatılması gereken bir kpss köprüsü var ki bu aralar tüm boş zamanlarımı onun hazırlıklarıyla çalışmalarıyla geçiriyorum. Ağustosta tekrar İstanbul'a dönücem onun sayesinde :) 2,5 yaşına okumayı öğrenmiş ve 18 yıldır ders çalışan bir insan olarak, seviyorum ders çalışmayı galiba. Alayım şöyle güzel kalemlerimi gömüleyim test kitaplarına. Herkesi yorar, beni hayattan izole eder, düşünceler uçup gider kafamdan. Bunu gördükçe doğru bir meslek seçtiğime olan inancım da artmakta zaten :)
Onun dışında tam gaz giden bir Dukan Diyeti maceram var ki, o da süper. Hayatta ilk defa daim ettirebildiğim diyet deneyimim. Daha çok beslenme biçimim oldu artık. Zira verilen 12 kilo da  olumluluklar dolusu bir pekiştireç :) Dukan diyeti hakkında ayrı ve geniş bir post hazırlamayı düşünüyorum, düşündüğümden daha etkili ve geniş kitleli bir durummuş çünkü.
Onun dışında etrafımda çok sevdiğim insanlar var, 5 yıldan sonra ailenin verdiği huzur hiç bir şeye değişilmez.O güven, sevgi, ne kadar büyük ve sonsuz. Ayrıca kendileri benden de çatlak olduğu için çok neşeli gıpta edilecek bir hayatımız da söz konusu ayıptır söylemesi :)
Bir de dostlar var ki, yıllardır seninle, her gün yanyana olmasa da ihtiyacın olduğunda yanında. Onlarsız hayat hiç çekilmez zaten.
Beni heyecanlandıran ve şimdiden mutlu olmamı sağlayan bir diğer plan da haziranın sonundaki bir haftalık İstanbul çıkarması. En yakın arkadaşlarımdan, can dostlarımdan biri evleniyor, ben de bu aşkın ilk günden beri şahidi olarak arkadaşlarımın yanında bulunma görevini layıkıyla yerine getirmekle yükümlüyüm :)
1 hafta boyunca İstanbul hasreti giderilecek, görülecek bir sürü dost-arkadaş olacak. Taksimde içilecek, adada bisiklet sürülecek ve daha neler neler. Bu seneki doğum günümün de İstanbul haftasına denk gelmesi de tadından yenmez. ( Burada yazar arkadaşlarına gönderme yapıyor, planlar yapılsın babında) 
Diyorum ya hayatla sevgi ve mutluluk çerçevesinde bir ilişki yürütüyoruz artık, şu an bile yüzüm gülüyor mesela. Aslında çok klişe gelecek ama bunu ben bir bakıma da Aykut Oğut'a borçluyum ve evrenden torpilim var kitabına.
O kadar inandırdı ki beni sonunda ben de torpilliler sınıfına girdim hem de hiç çıkmamak üzerine :)
Ama tüm ön yargılarınızdan arınıp okumalısınız bu kitabı, ve inanarak, çünkü ancak o şekilde işe yarayacak.
 Eğer bunu başarırsanız da siz de en torpillisinden olacaksınız. Zaman alacak ama olacak.
İlgilenirseniz buraya ( http://www.ayrasehri.com/ ) bir göz atın, hatta mail bültenlerine kayıt olun. Her pazartesi mailleriyle güne gülerek ve inanarak başlamak inanın çok harika gelecek. Bunların hepsi şu an çok kalıp geliyor ama denemekten ne kaybedersiniz ki?
Ben şimdi hayatıma ikinci şansını veriyorum ve o da bu şansı elinden geldiğince iyi değerlendiriyor :)

Devamını Oku »

27 Mart 2012 Salı

Tiyatro candır!


Benim tiyatro maceram bundan 18 yıl öncesine dayanır. İlk sahne tozunu yutuşum 5 yaşıma tekabül eder :) Okul oyununda başroldeydim. Ardından ailem yeteneğimi keşfetmiş olacaklar ki beni tiyatro kursuna yazdırmaya karar vermişler, ki ben bu kararları için onlara minettarım. 
8 yaşında girdim Ege Sanat Merkezi'nin kapısından. Beni kocaman bir odaya götürdüler. Duvarları simsiyah boyalı. Siyah kasvettir ya ben 9 sene boyunca hep aydınlandım o odada. Küçük skeçlerle başlayan tiyatro maceram  oyunlarıyla ilerledi. ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Bertolt_Brecht#Oyunlar )
Malum üniversiteye hazırlık sınavları nedeniyle bırakmak zorunda kalmasaydım tiyatroyu şu anda çok farklı işler yapabilirdim. Beraber eğitim aldığım arkadaşlarımı dizilerde ve oyunlarda izlemek de zevkli ama keşke diyorum işte bazen...
Tiyatronun hayatıma hüzün kattığı tek mevzu da bu zaten.
Ama şu anda da aktif bir tiyatro seyircisiyim. Şimdi de bir öğretmen olarak öğrencilerime tiyatro sevgisini, tiyatro kültürünü aşılıyorum.
Annem hep anlatırdı, eskiden her hafta babanla tiyatroya giderdik, sinema falan değil diye. Ben de bunu kendimce devam ettirmeye çalışıyorum işte.
Tiyatroyu bana sevdiren bir kişi de eğitim aldığım hocam, abim, Erçin Sıcakkan'dır.
Hala da profesyonel olarak eğitmenlik yapıyor.



Tiyatro benim hayatımda candır,kandır.
En büyük sanattır.
En canlı sanattır.
En saygıdeğer sanattır.
Tiyatroya öncelikle emek, ardından gönül veren herkesin Dünya Tiyatrolar Günü kutlu olsun, hep var olsun ve yaşasın.
Devamını Oku »