14 Mart 2016 Pazartesi

utanıyorum!



Bloğumu özledim! Baya doya doya yamayı özledim. İçimden neler yazmak geldi, yazamadım. 
Arada neler yaşadım yazamadım. 
Neler yaşıyoruz, inanamadığımız neler yaşıyoruz.
Peki neden şimdi yazıyorum.
Zor zamanlar geçirdiğimi düşünüyordum. Sıkıntılı günlerdi benim için. Ağladım, zırladım, isyan ettim. Ailemden uzaktayım dedim. Sevdiğim adamdan uzaktayım dedim, İstanbul'u istemiyorum artık dedim. Dedim de dedim.
Bu sabah utandım! İnsanların yaşadığı acının yanında kendi zırlamalarımalarımdan utandım. Dün giden ve bir daha asla ailesine kavuşamayacak 37 candan sonra neden yalnız yaşıyorum diye ağladığımdan utandım. 
Çocuğu evden kaçan teyzenin sırf deniz kokusunu seviyo diye 9 saattir vapurda gidip geldiğini duyunca yaptığım triplerden utandım!
Hayat kimseye adil değil. Ama şükür etmek gerek. Uzak da olsak ailemiz var. Burada. Görebilir dokunabiliriz. İhtiyacımız olduğunda yanımızda. 
Büyük acılar yaşıyoruz. Daha büyüklerini yaşamayalım!!


Devamını Oku »

17 Şubat 2016 Çarşamba

#Ankara

Terörün her türlüsüne lanet olsun. Bu işin masumu, suçlusu kalmadan herkesin her an her yerde katlediyorlar. Evden çıkarken vedalaşır olmak mı gerek artık? Kimsenin başına gelmesin artık böyle şeyler. 
Fakat şunu düşünmeden de edemiyorum. Coğrafi olarak mı yaşıyoruz biz acılarımızı? Ülkenin doğusunda olan felaketlere, yaşanan acılara sonuna kadar sesini çıkaranlar, isyan edip hak arayanlar, yine coğrafi olarak kendilerini çok ilgilendirmediklerini düşündükleri için mi saatlerdir ortada yoklar? 
Bu mu kardeşlik? Ölenler asker diye mi bu sessizlik?
Allah kimseye vicdan fukaralığı yaşatmasın.
Son bulsun ülkece çektiğimiz acılar, doğusunda da batısında da.
Devamını Oku »

16 Şubat 2016 Salı

Kalimera Chios!!



Sömestr tatilini fırsat bilen ve hali hazırda Schengen vizesi devam eden Esra ile Berkay tabii ki attı kendini yine yollara. Bu seferki durağımız Sakız Adası, namı değer Chios, veyahut Xios.
Sakız'a bilindiği üzere Çeşme Limanından feribotlarla geçiliyor. Biz gidiş geliş 26 euroya Ertürk Lines ile yolculuk yaptık. Normal feribot ile 1 saatte gidip hızlı feribot ile yarım saatte döndük. Kış dönemi olduğundan belirli günler seferler var.
Neyse biz yine attık kendimizi yollara. Önce Üçkuyular Otobüs Terminali , sonra Çeşme otogarı oradan Çeşme limanı. Zaten Sakız'ı seçmemizin nedeni de Çeşmeden gidip gelebilecek olmamızdı.
Cuma günü 17.30 feribotu ile Sakız'a geçtik. Öncesinde freeshoptan 1 euroluk Amstel ve heinekenlerimizi hazırladık feribot keyfi için :)


Bay bay Çeşme :)
Şansımıza hava o kadar güzeldi ki. 1 saatlik yolculuğumuz sonunda Sakız'a yanaşıyoruz.


Tam biz limana yaklaşırken görevli fotoğraf çekmememiz için bizi uyarıyor. Sonradan anlıyoruz ki limanda mültecileri toplayan gemi yanaşmış bizimle eş zamanlı. İçinden yüzlerce mülteci indiriliyor doktor kontrolüne götürmek için.
İnince bir şaşırmadım değil. Küçücük minnacık bir iskele. Veznemsi bir yerde pasaport kontrolü ve Yunanistandasınız. Bu kadar kolay :)
Biz hemen Budget'a gidip gelmeden önce kiraladığımız arabamızı teslim alıyoruz. Okuduğum yorumları baz alarak ve sonrasında kendi tecrübelerimizi Ada'da köyleri de dolaşmak istiyorsanız mutlaka araba kiralamalısınız. 
Biz ekonomik olsun diye Panda kiraladık 25 euroya. Ada'da benzin acayip ucuz. Toplam 130 km yol yapmışız. 10 euro benzin harcamışız. 10 euroya adanın yarısını bucak bucak gezdik.


Bu da bizim minnak Pandamız :)
Arabamızı aldıktan sonra hemen markete gittik birşeyler almak için. Lidl Amsterdam'da da Sakızda'da en ucuz market olarak benim bebeğim :) Bildiğiniz Avrupa'nın Bimi.
Atıştıracak birşeyler ve 6lı bira aldık. Biraz turlayıp otelimize gittik. Merkeze biraz uzakta Agia Markella otelde kaldık. Berkay daha önce de burada kalmış. Oteli bir aile işletiyor.
Tam bir rum evi, yüksek tavanlı odalar. Deniz manzaralı odamıza eşyalarımızı bıraktık. Balkonumuzda birer bira içip dinlenip yine dışarı attık kendimizi.
Merkeze gidip arabayı parkettikten sonra daha önceden bulduğumuz Rakoumel'e gittik. Biraz tenha sokaklardan ilerlerken kahkahaların geldiği yere doğru gittik ve ta taaam.
Dış mekanı harika bir bahçe. İçi de keza öyle.


İçerisi full genç. Tam da istediğimiz gibi bir yer bulmak da bizi ekstra mutlu etti.
Bir yunan tavernası gecesi yapalım dedik.
Karışık et tabağı, grek salata, fırın patates, ekmek, su, ouzo için toplam 24 euro para ödedik.
Grek salata da salata değil baya serpme kahvaltı gibiydi. Yarım kilo beyaz peynir koymuşlardı içine.
Gece gelip çok mekan göremediğimiz için sabaha erken başlamak istedik o yüzden çok dağıtmadan otele gidip yattık.


Mis gibi deniz manzarasıyla uyanmak da cabası. Otelden çıkarken otelin sahibesi yeni yaptığı limon reçellerinden hediye etti bize daha dumanı tütenlerinden :)
Yolumuzun üzerindeki değirmenlerde durup birkaç poz çektik.



Ardından yeldeğirmenlerinin hemen karşısındaki markete girdik, ve senelerdir hiçbir yerde bulamadığım yulaflı bardan buldum. Tabi ben havalarda :)
Kahvaltılık birşeyler alıp atladık arabaya. İstikamet Pirgi ve Mesta köyleri. Yol üzerinde bir köyde parkta durup kahvaltımızı yaptık. 
Ardından 30 kmlik bir yolculuk yapıp Pirgi'ye vardık.
Kapıları, sokakları muhteşem. Siesta saati olduğu için sokakta pek insan yoktu. Doya doya fotoğraf çektik biz de.







Pirgi'den sonra 10 km uzaklıktaki Mesta'ya gittik. Mesta adanın en popüler köyü diye biliyorum. Gitme vaktimiz yaklaştığı için hızlıca bir köy turu yaptık. Mesta'nın en dikkat çeken yönü de sokaklar arasındaki dar geçitleriydi.










Tüm bu muhteşem 24 saatten sonra artık gitme zamanımız geldi. Dönüşte tekrar Lidl'e uğrayıp İzmir'e götüreceklerimizi aldık. Tabii ki ouzolarımızı da doldurduk.Arabamızı da teslim edip pasaport kontrolünden geçerek feribota bindik.
Yaz dönemi olmadığı için denize giremedik. O sebeple yazın bir daha gelmek üzere Sakız'dan ayrıldık. Tam  24 saat geçirdik Sakız'da. Dinlenceli, eğlenceli bol gezmeli 24 saatti.
Kulağa hoş gelen Yunancayı sürekli duymak da cabasıydı.
Zaten heryerde Türkçe tabelalar, menüler, yazılar var. Malum ada misafirlerinin yarısı Türk.
Neyse Sakız maceramız da böylesiydi.
Biz gezmeye bayılan iki insan olduğumuzdan hemmen yeni seyahat planımızı yapmaya başladık.
Haftasonu Adana ve Mersin'i turlamaya gidiyoruz.
İçime kaçtı mı o gezgin ruhu öldür allah çıkmaz.
Takipte kalın.. :)

Devamını Oku »

13 Şubat 2016 Cumartesi

Kitap - Kahve - Kedi Üçlemesi : Mahalo Coffee Shop



Ne zamandır mekan yazısı yazmıyorum. Şimdi size yeni bir Karaköy mekanı . Ta ta ta taaaam.
Ama öyle con conların istila ettiklerinden değil. Hala fazlasıyla bakir.Tünel ile hırdavatçılar arasındaki dar sokaktan yukarıya doğru çıktığınızda ilk soldan giriyorsunuz. 
Kocaman bir hangar acayip zevkli döşenmiş. Şimdiye kadar gördüğüm en iyi cafe dekorasyonu diyebilirim.
İlk öncelik kedilerin. Sayısız kedi cafe içinde uyuyor, geziyor, oyun oynuyor. Öyle ki cafede özel oyuncakları bile var. Çalışanlar düzenli olarak kedilerle oynuyorlar :)


Cam kenarında kocaman bir sofa, karşısında pofidik bir koltuk... Küçük berjerlerle vintage eşyalarla ve poloroid fotoğraflarla dekore edilmiş mekan. Kitabınızı, bilgisayarınızı, sınav kağıtlarınızı kısaca işinizi gücünüzü toplayıp gidin. Bakın gidin. Vallahi hiç sıkılmayıp üstüne bana dua edeceksiniz. E gidin!
Gelelim asıl meseleye. E tabi ki kahve!
Biz espresso, latte, americanoyu denedik. Özel demleme kahvelerden de v60 tekniği ile colombia çekirdeği. Kahveleri taze ve kavrulma kıvamları gayet başarılı.
Kahve fiyatları 6- 12 tl arasında. Özel demleme teknikleri olan syphoon, chemex, v60 gibi kahveler tek kişilği 12 tl, çift kişiliği 25 tl.
Süt istediğinizde size minnak şişelerde getiriyorlar. Sunum 10/10 :)


Ev yapımı kekleri, kruvasan ve cookileri var. Fiyatarı 12 -18 tl civarında. Bakery fiyatlarını biraz fazla bulduğumu söylemeliyim.
Yağmurlu bu günlerde bence hiç vakit kaybetmeden gidin, alın kitabınızı, camın kenarındaki sofaya gömülün.
Kitap - kedi - kahve keyfini gönlünüzce yaşayabileceğinizi garanti ediyorum :)


Devamını Oku »

8 Şubat 2016 Pazartesi

Ben Buralarda Yokken

Heyyyy!! 
Merhabalar. 
Ben 15 gündür yoktum buralarda. Malum sömestr tatili vardı ve ben tabii ki fırsatını bulur bulmak iki haftalığına İzmir'e uçtum. O kadar iyi geldi ki ailemle ve Berkay'la geçirdiğim iki hafta. Ağlaya zırlaya geri döndüm desem yeridir. Ama içimden bir his en kısa sürede temelli olarak İzmir'e dönebileceğimiz söylüyor. Haydi inşallah!
Bu iki haftada çok gelişme oldu.
Bir kere çok güzel uyudum :) İzmir'in güzel havası İstanbul'un karakışından sonra çok iyi geldi.
Annem babam ve kardeşim aylar sonra yine aynı evde aynı masadaydık. En güzeli de neydi biliyor musunuz? O aynı masaya beşinci bir tabak eklendi artık. Sevgilimin tabağı. Annem, babam, kardeşim, ben ve sevdiğim adam. Aynı evde, yanı odada, aynı masada. Ben mutluluktan ölmeyeyim de kimler havalara uçsun.
Birşeyler değişti bu 15 günde farkındayım. Ailem de Berkay'la birlikte vakit geçiriyor ve ben onları bir arada görünce dünyanın en mutlu insanı oluyorum :)
Ayrıca geçtiğimiz cuma hazır vizelerimiz varken Sakız Adasına gidelim dedik. Onu ayrıyetten anlatacağım. Çok keyifliyfi. O yurt dışı damarıma bir girdi ya. Ayy kanım hep kaynar vaziyette.
İstanbul'a gelmesem iyiydi de iş güç lazım panpa.
Ben yeni yerler keşfetmeli, yemeli, içmeli, gezmeli, aileli, sevgilili çooook güzel 2 hafta geçirdim.
Temelli olmasını dilerim.
Bu arada  Berkayın tavsiyesiyle Zülfü Livaneli - Kardeşimin Hikayesi'ne başladım.
Sürükleyici gidiyor. Berkay çok iddialı. Bakalım. Bitince onunla ilgili de çiziktiririm buraya.
Ben seviyorum ya hayat çok güzel.
Siz de sevin.
Bir de kalbinizi hiç bozmayın.
Tamam mıı??
Devamını Oku »

23 Ocak 2016 Cumartesi

Bademli Üzümlü Biscotti #esotmutfakta


Biscotti bir tür İtalyan bisküvisidir. En önemli özelliği iki defa fırınlanmasıdır.
Önemli not: Kahvesiz tüketmeyiniz :)
Kolay kolay bayatlamıyor. Güzelce kavanozlarda saklayın mis gibi tüketin.
İlk denememde çok başarılı olamasam da sonraları tuttu bu tarif tuttu.
Şimdi bize neler lazım?
* 3 yumurta
*3 su bardağı un
*1 su bardağı şeker
*2 çay kaşığı kabartma tozu
* 2 çay kaşığı tarçın
*1 paket vanilya
*1 su bardağı çiğ badem
* yarım su  bardağı üzüm

Bir İtalyan şef olmamız için yapmamız gerekenler neler peki?
*3 yumurtayı iyice çırpıyoruz.
*Tüm kuru malzemeleri bir kaba aldıktan sonra harmanlayıp yumurtayı da onlarla buluşturuyoruzç
* Fırın tepsisine yağlı kağıdı koyduktan sonra malzemeyi üzerine döküyoruz. Harcı bir ekmek gibi yaklaşık 10 cm eninde ve 30 cm boyunda bir kalıp haline getirip 160 derecede 30 dakika fırınlıyoruz.
* Hamur ılıdıktan sonra birer parmak kalınlığında dilimleyip 160 derecede tekrar 20 dakika fırınlıyoruz.
*mis gibi italyan biscottilerimiz hazır.

Had, kahveyi hazırlayın.

buon appetito :)

Devamını Oku »

19 Ocak 2016 Salı

Ufak bir rica

Kış mevsimini çok sevmiyorum. Artık bu evi sevmiyorum. İstanbulda yaşamayı sevmiyorum. Hasta olmayı sevmiyorum. Hayatımdaki büyük küçük tüm problemleri tek başıma çözmek zorunda olmayı sevmiyorum. Ailemden bu kadar uzakta olmayı sevmiyorum. Kilo vermek için bir türlü gereken şeyi yapamamamı sevmiyorum. İki yüzlü insanları sevmiyorum. Yalanı sevmiyorum. Başağrısını sevmiyorum. Hayata karşı güçlü duramayanları hiç sevmiyorum. Hayatın adaletsizliğini sevmiyorum. Yalnız yaşamayı sevmiyorun. Bu kadar yalnız kalmayı hiç mi hiç sevmiyorum. Tembelliğimi sevmiyorum. Karşımdakileri bu kadar tolere etmeyi sevmiyorum. Klasik bağımsız kadın triplerini sevmiyorum. Güçlü görünmek zorunda olmayı sevmiyorum. Bu kadar uzakta olmayı sevmiyorum.
Sevgili evren... sevdiklerimi bana gönderir misin lütfen?
Devamını Oku »