16 Temmuz 2013 Salı

İzmir Pasta Atölyesi ile Cupcake Kursu


Ben ne demiştim, sınav biter bitmez hayatıma koşar adım giderim dememiş miydim ? İşte kenarda bugünü bekleyen minik hediyemi değerlendirme günüydü bugün benim için. Sınavın bitişiyle boşluğa düşen ben attım kendimi etkinliklerin göbeğine :)
Beni çok heyecanlandıran bir etkinlikti bu, uzun süredir zamanını beklediğim. Beni tanıyanlarınız ya da blog takipçilerim bilir mutfağa, bir şeyler pişirmeye ne kadar aşık olduğumu. Hatta Nisan'dan beri Küçük Mucizeler Tezgahımda sizinle .
Neyse gelelim biz etkinliğimize.
İzmir Pasta Atölyesine gittiğimde çok şeker bir kadın karşıladı beni, Birsen Hanım. Önce baya baya oturup bir saat sohbet ettik. Bir İstanbulluyla konuşmak az da olsa dindirdi İstanbul hasretimi. Ardından koyulduk işe.
Tabi ki atölye benim için cennet misaliydi.Her yerde kalıplar, kopatlar, hamurlar, çikolatalar, rengarenk süslemeler, fırınlar falan falan...
Muhtemelen 10 dakika kadar aptal aşık gibi bakmışımdır etrafa.
Sonra reçete doğrultusunda yapmaya başladım cupcakelerimi. Şansım da vardı ki seansın tek öğrencisiydim.
Kekler fırına biz süslemelere...

Benim tek sorunum işte bu süsleme kısmı. Hayatım boyunca ince el işlerinde hep sıkılmışımdır, şeker hamurlarıyla ve sayısız kopatlar ve gereçlerle yapabilecekleriniz sınırsız ama bendeki sabrın sınırı az.
Ben önüne ilk defa bir koli oyuncak konulmuş çocuk gibi 2 saat falan oynadım onlarla ve ortaya çıkan sonuç.
Ta ta ta taaaammmm!!!!!!


Yaklaşık 3 saatin sonunda benim yanımda çok keyifli bir gün, tanışmaktan ve sohbet etmekten acayip keyif duyduğum atölye sahibi Birsen Hanım ve lezzetli mi lezzetli keklerim kaldı.
En yakın zamanda bu sefer çikolata yapımı kursuna gitmeyi planlıyorum.
İlgilenenleriniz için
İzmir Pasta Atölyesi web sitesi : http://izmirpastaatolyesi.com/
Facebook sayfası: https://www.facebook.com/izmirpasta?fref=pb&hc_location=profile_browser

Benim günün anlam ve önemine dair favori kekim bu oldu :)


Devamını Oku »

14 Temmuz 2013 Pazar

Sonunda


Kpss maratonum bitti.
Öyle ya da böyle bitti, şimdi sıra geldi sonuçları beklemeye. 
Bu uzun süreçte en özlediğim şeyleri yapma vakti şimdi.


Şimdi okunacak onlarca kitabım var beni bekleyen.
İzlenecek bir o kadar film.
Gezilecek yerlerim var.
Saatlerce sohbet edilecek arkadaşlarım.
Mutfakta denenmeyi bekleyen yeni tariflerim.
Ve sanırım beni bekleyen yeni bir hayatım... :)
Şimdi onu yaşama vakti..


Bir de bu zamanlar en en çok severek dinlediğim, onlarca kez söylediğim yeni bir şarkı.



Multitap - Bu Kadarız

Bir gün umutsuz, çözümsüz hissedersen
Bil ki o çıkmaz sokakta yalnız değilsin
Özel birisin
Özel güçlerin var
Sıcak bir evin, bir kedin ve de çılgın arkadaşların var
Biz böyleyiz, bu kadarız, bizim hayatımız
İçimizden ne geçerse onu söyler yaparız
Bu zaman ait değil asi ruhlarımız
İşte böyleyiz, bu kadarız...


Devamını Oku »

7 Temmuz 2013 Pazar

Sevgili ÖSYM

         
Bu yazı ÖSYM, YÖK ve 6 Temmuz 2013 tarihinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı ( KPSS) ile ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara açık mektubumdur.
Ben 25 yaşında atanamayan bir Fen Bilgisi Öğretmeniyim. Ülkenin en iyi eğitim fakültesinden, eğitim diyorum bakın öyle sonradan formasyonlu değil, 4 yıl eğitim görüp mezun olmuş, diplomamı almış biriyim. Yani ben üniversite diplomalı bir öğretmenim, öğretmen adayı değil.
Sayenizde işimi yapamıyor olmanın verdiği eksiklikle yaşıyorum.
Ben bütün bir yılımı atanabilmek için manen, madden ve ruhen bu işe adamış milyonlarca öğretmenden sadece bir tanesiyim. Ve dünkü sınavdan sonra söyleyebileceğim tek şey size hakkımın, o verdiğim 120 liranın 1 kuruşunu bile helal etmiyorum.
Belki bu sınav kimilerinin atanma yolunu açacak, belki onlardan biri de ben olacağım, ama bu kadar norm dışı, bu kadar alakasız bir sınava benim kendi adıma hiç bir güvenim kalmamıştır.
Nedenlerini kısaca açıklamam gerekirse..

  • Sınava hazırlıklar genelde Eylül ayında başlar. Ben de Eylülde düğer tüm sınavzedeler gibi 120 eğitim, 120 genel kültür genel yetenek üzerine hazırlanmaya başladım. Sonra Ocakta alan sınavı getirdiniz ki 40 küsur tane branş varken 15  tanesine ekstra bir sınav daha yapmak ne kadar adil bilemedim. Maksat mesleki yeterliği ölçmekse onlara da bir yol bulunabilirdi sanırım. Onu da kabullenmek zorundan kaldık, eğitimi 80 soruya düşürdünüz, eyvallah dedik ki bu sırada hala alanın kapsamı belli değildi. En son sınava 2,5 ay kala 17  Nisan'da babalar gibi yeni konular eklediniz. " Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi" , "Özel Eğitim", "Sayısal ve Sözel Mantık". Acelesi neydi bir yıl sonraki sınava yıl başında yapılamaz mıydı bu çalışmalar merakla soruyorum.
  • Ben sınava Ege Üniversitesi Gıda Fakültesi Zemin kat G-2 dersliğinde girdim. Aynı derslikte bulunan tüm öğretmen arkadaşlarıma sorabilirsiniz ki, bu sebeple size net bir yer söylüyorum, en baştan sınav gözetmenlerinin uygulamaları yanlış ve tutarsızdı. Birinci sınavda kitapçıklar sınava 3 dakika kala kontrol edilmeye başladı. Kadın gözetmenlerin sınav esnasında hiç susmamaları ve yapılan uyarılarda  ve bizimle iletişim kurmanız yasak demeleri ilginç ve trajikomikti.
  • İkinci sınavda sınava 3 dakika kala tam konsantre olmaya çalışırken sesli yoklama yapılması, sınava 1 dakika kala hala kitapçıkların dağıtılmamış olması, üzerine bina başkanın çektiği fırça, karekodların resmen sınav esnasında kitapçıkların elimizden alınarak toplanması...
  • Gelelim sorulara. Kapsam geçerliliği sorulmuş ama kapsam geçerliliği dipte olan bir sınavdı. Sanırım komisyon 15 gün boyunca yemiş içmiş oturmuş, son gün herkes birbirinden  habersiz birer soru yazmış ve bu sınav ortaya çıkmış.
  • Türkçe sorularından anlatım bozukluğu sormayınca kendiniz yapmışsınız ki eksik kalmayalım diye sanırım. Ben kendi adıma her vakit kitap okumaya aşık bir insan, binlerce kitabı yutmuş olan biri olarak, okuma ve anlama yetime güvenirim. Ama sizin paragraf sorularınızı 5 defa okuyarak anlamaya çalıştım. Geçmiş sınav formatlarınızla hiçbir alakası olmayan bu sınavda, yetkili bir kişinin çıkıp 30 dakikada sınavı canlı yayında çözmesini talep ediyorum.
  • Hiç bir uyarı olmadan yapılan bu garip sorular bana tabiki hiç güvenli gelmiyor.
  • Matematik testine de matematik bilmeyen hiçbir şey yapamasın tavrıyla yaklaştığınızı düşünüyorum.
  • Tarih soruları tam bir fiyaskoyken 27 tane soruda çıkması gereken 11 tane Atatürk İlke ve İnkilapları soruları neredeydi? Atatürk ile sorduğunuz 2 sorunun birinde onun tutuklanma emrinin verildiği kongre adı dikkat çekiciydi, yaptığı çalışmalar, yenilikler havada kaldı sanırım. Bu baya Osmanlı Tarihi sınavıydı.
  • Güncel sorulara geldiğimizde, sınava hazırlanmış olduğum kurumun verdiği , üzerinde ciddi anlamda emek harcandığını bildiğim güncel bilgiler kitapçığını yutmuş bir insan olarak girdim. Sınavda da bir hevesle önce günceli açtım ki yapayım bitsin diye ama karşılaştığım 6 soru da dillere destan.
  • Önce gelelim güncel tanımına. Türk Dil Kurumu'na göre Güncel : Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü, aktüel. Bugün 2013, sorarım size 2006 nasıl güncel oluyor. Sayenizde son zamanlarda iki kavram bilgimiz değişti. Güncel ve Meşru Müdafaa.Bir de en büyük gezegen sorusunu hangi kafayla güncele aldığınızı merak etmekteyim.
  • Sınav sorularındaki imla, anlatım ve noktalama yanlışlıklarından hiç bahsetmiyorum bile.
  • Eğitim sınavına geldiğimizde ise tam tersi bu kadar baştan savma bir sınav hazırlanması emeklerimize yapılan büyük bir saygısızlıktır. O haftalarca ezberlediğimiz, anlamlandırdığımız konuların hiçbiri çıkmamış, başta da dediğim gibi kapsam geçerliliği dipte olan bir sınavdır. Önümüzdeki yıl sınava hazırlanacak olan arkadaşlarım bu yılki sınava itibar etmemelidir.
  • Benim tüm bunlardan sonra gerekli kurumlardan talebim, sınav komisyonun televizyonda çıkıp sınav sorularını açıklamalı bir şekilde yanıtlamasıdır. Soruları nasıl anlamam gerektiğini görmek en büyük hakkım, ve şu andaki en büyük merakım. 
  • Şimdi tüm bu kafa karışıklığı ile 14 Temmuzda gireceğimiz Öğretmen Alan Bİlgisi Testi'nde neyle karşılaşacağımı bilmemek beni korkutuyor.
  • Sınava giren tüm arkadaşlarım ve benim için bu sınavın tam bir kaos olduğunu ve kimsenin durumunu tam kestiremediğini bildiğim için hakkımızın daha fazla (!) yenmemesi en büyük dileğim.
      Esra ERKUŞ
     Atanamayan Fen Bilgisi Öğretmeni
Devamını Oku »

2 Haziran 2013 Pazar

İzmir Tencere Tava Sesleriyle İnledi :)

Gördüğüm en büyük direniş şekli bu. İçinde olduğum için hem çok mutlu, hem de çok gururluyum!!
Mesele artık hepimizin meselesi.
Karşı komşunun, bakkalın, kapıcının, muhtarın herkesin elinde saat 21.00 olduğunda gördüm ya o tavayı, tepsiyi!
Helal olsun size. Helal olsun bize.
Video tarafımdan saat 21.05 itibariyle İzmir Karşıyaka Atakent 6404 sokakta çekilmiştir. Ben 4 dakikalık çektim ama sesler 40 dakika sürdü.
Gurur duyuyorum bizimle!!


Devamını Oku »

1 Haziran 2013 Cumartesi

Diren Gezi Parkı, Diren Taksim, Diren Türkiye!!!!



2 gündür Taksimde, İstanbulda ve heryerde yaşananları soluksuz izliyorum, takip ediyorum. 5 yıldır yaşadığım İstanbul'dan 2 yıldır ayrıyım ve ilk defa orada olamadığım için tanınamaz bir çaresizlik içindeyim. Bugün orada olmalıydım!
Gezi parkında değil belki ama evde uykusuz bir cuma gecesi geçirerek saniye saniye ordaymışçasına yaşadım . Yaşanan süreci, ilk başta kötü sahneleri olan ama mutlu sonla biteceği bilinen bir film gibi hem üzüntü, hem öfke, hem de heyecanla geçiriyorum.
Bu bir eylem olmaktan çıktı. Bu bir özgürlük ve uyanış süreci oldu bizim için.  Hala bunu dine bağlayan ya da söz konusu ağaçlardan öteye geçemeyen aptallar var. Gerçekten aptallar!!!
İçimden bir ses bunun son olduğunu, bu yalakalardan, şerefsizlerden, palavracılardan kurtulacağımızı söylüyor. İçin kıpır kıpır. Dün gece Basmane'de yediğim biber gazı bile kendimle gurur duymamı sağlıyor bu direnişin bir parçası olduğum için.
Bundan yıllar sonra çocuklarıma, torunlarıma, öğrencilerime anlatacağım 31 Mayıs direnişinde benim de bir katkım olduğunu...
Bunun yanında tüm gece tüm gün yayın yapan Halk tv, artı bir tv ve ulusal kanal bize küçük BÜYÜKlüklerini gösterdiler.
25 yaşındayım ve ilk defa herkes ama herkes bir konuda hem fikir. 
Sadece İstanbul değil Dünya bizimle beraber.






Dün Basmane'deydik, bugün Alsancak'taydık. Yarın nerede olmamız gerekiyorsa oradayız. Ne kadar süreceğini bilmesem de bu savaşı biz şimdiden kazandık. Türk halkı bu savaşı kazandı!!! 
Geriye bunu tescil etmek kaldı. Bu uğurda bir çok yaralı verdik, bir çok kardeşimizi kaybettik 2 günde. 
Tek temennim ulaşacağımızdan emin olduğum mutlu sona artık kayıpsız gitmemiz. Polis üniformasını çıkarmak zorunda. 
Biz artık nasıl bir olabildiğimizi gördük ya, daha da bize bir şey olmaz!
Türk Baharı, Türk Devrimi, Sivil Direniş. 
Sanatçılar burda.
Doktorlar burda.
Avukatlar burda.
Öğrenciler burda.
Öğretmenler burda.
Halk burda.
Yandaşlar yusufta!!!
Taksim bizim, İstanbul bizim, Ankara bizim, İzmir bizim, Adana bizim, Diyarbakır bizim, Ağrı bizim...
Türkiye bizim, daha da size yedirmeyiz!!!!
Canlı yayınlar için:
Artı bir tv http://artibir.tv/


Devamını Oku »

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Küçük Mucizeler Dükkanı ( Kitap )



Her şeyin bir zamanı var değil mi? "Küçük Mucizeler Dükkanı" benim yaklaşık 2 yıldır her kitapçıya gittiğimde elime aldığım, incelediğim ve yerine koyduğum bir kitap-tı. Hep satın almak için elime alıp, sonra rafa geri koydum, bir dahakine alırım diye. 18. İzmir TÜYAP'a gittiğimi söylemiştim. Martı Yayınevi'nin standına uğradığımda bu sefer almaya karar verdim kitabı.
Eve geldiğimde elime aldım, arkasını çevirdim...

Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim... Hiç bir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların bir karşılığı olduğunu öğrendim..."

Budur dedim... Tam da şu an, hayatımla ilgili önemli kararlar verme aşamasında olduğum, seçimler yapmak zorunda kaldığım şu an bu kitap bana verilen en büyük armağan oldu. Her gün kendi kendime sorduğum soruların cevabını kitabın her bir sayfasında aldım. Bu kitap benim yolumda devam etmem gerektiğinin kanıtıydı sanki. Böylelikle hayatımdaki en özel kitaplardan biri olarak en üst seviyelerde yerini aldı. Bunca zamandır elimin gitmemesinin sebebi buymuş demek ki. Muhtemelen ben bu kitabı 2 sene önce okusaydım, okuyup kitaplığa kaldırırdım ama şimdi kitabı bitirdikten sonra bile  dokunuyorum ona, ona dokunarak güç kazandığımı hissediyorum.
Küçük Mucizeler Dükkanı benim küçük mucizelerimin bir nevi desteği oldu bana :)
Bunlar kitabın benim için önemini anlatıyor. Sadece kitaptan bahsedersek eğer...
Kitap muhtemelen hayatta yollarının çakışmasının mümkün olmadığı 4 kadını bir araya getirip, hayatlarının boşluklarını dolduruyor. Lydia, Alix, Carol ve Jacqueline.. Debbie Macomber'in usta kalemi de asla gözden kaçmıyor.
Hayatı öğretiyor size bu kitap. Sevdiğinize sıkı sıkı bağlanmayı. Aslında herkesin içinde o sevdi dolu yüreğin olduğunu hatırlatıyor. Ön yargılı olmamayı. Ve her ne olursa olsun hayallerinden vazgeçmemeyi... Hepimizin bir nevi yansıması var kitapta.
Elinizden bırakamıyorsunuz. İlk annem okudu evde. O elinden bir türlü bırakamayınca abartıyor mu acaba dedim. Ama öyle olmadığını kendimi mutfakta bir elimle çorba yapıp, bir elimde de kitabı okuduğumu  farkettiğim anda anladım.
Sizin için zamanı mı bilmiyorum ama en büyük dileğim bu kitabın tam zamanında sizin de karşınıza çıkması.
Kitap bitince üzülmeyin çünkü bu şimdilik 7 kitaplık bir seri..

2. kitap : Bir Yumak Mutluluk
3. kitap: Bahçemde Yeşeren Umutlar
4. kitap: Küçük Mucizeler Dükkanına Dönüş
5. kitap: Bir Dilekle Başladı Her Şey
6. kitap: Yeni Başlangıçlar Mevsimi
7. kitap: Sevginin Son Dileği

 Umarım siz de bir gün mucizenizin peşine düşecek kadar cesareti bulabilirsiniz kendinizde :)

Devamını Oku »

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Şimdi Hayat...


Bolca dinliyorum bu aralar. Hayatı sil baştan yaşamaya çalıştığım şu aralar.. Hayatımı yeniden kurmaya çalıştığım bu aralar.. Geleceğimi elimde tuttuğum bu aralar.
Kendimle gurur duyuyorum. Sandığımdan da güçlü biri çıktım. Ben ki eskiden ufak bir zorlukta pes eden, ağlayan kişi, giydim sonsuzluk zırhımı yürüyorum geleceğime doğru.
Yoruldum, hem de çook yoruldım. Sıkıldım da, fazla sınandım sanki. Bir kere yetmedi, bir kaç kere verdim sınavlarımı. Ama bitti artık değil mi? Son sınavımı başarıyla verip koşarak gideceğim geleceğime.
Biliyorum, inanıyorum. Hayal kuruyorum, gülümsüyorum :) Bazen yanlız, bazen de yanıma sevdiklerimi katıyorum.
Tam ordayım şimdi. Dönüm noktası derler ya, işte tam orası burası. 
Şöyle bir arkama bakıyorum, sevdiklerim var orda, beni sevenler, üzenler, aldatanlar, ağlatanlar, güldürenler, unutanlar, unuttuklarım... Güzel anılarım da var en kötü olanlar da. Ben varım orda. Beni ben yapan her bir hücrem. Zorunluluklarım, şımarıklıklarım, hatalarım, doğrularım.
Önüme bakıyorum, Güneş var önümde.  Yeniden doğuyor ve aydınlatıyor yolumu. Şimdi ben seçiyorum hayatımı, başkalarının beni sürüklemesine izin vermeden. Kendi istediğim mutluluğuma gidiyorum. Yanımda da istediklerimi götürüyorum, diğerlerini arkama bırakıyorum ve bir daha başımı ardıma çevirmemeye yemin ediyorum!
Şimdi hayat istediği gibi gelsin, ben hazırım!
Şimdi benim sıram, eskizlerle işim bitti. Sıra gerçeği yaşamakta!!!!
Tam zamanı şimdi.
Yine vakti geldi en sevdiğim şiiri hayatıma sokmanın...
Her bir dönümde bana yol gösteren dizelerin bugünkü görevi beni güçlendirmek.


TAM ZAMANINDA YAŞAMAK

Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.

Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.

Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.

Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.

Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.

Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon'da Hasan Ağabey' in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.

Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.

Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.

Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.
Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.

Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.

Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.

Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI.....

Can YÜCEL
Devamını Oku »