3 Ekim 2013 Perşembe

Sizi Meleklerinizle Tanıştırayım...



Uzun zamandır sizinle paylaşmak istediğim bu yazıyı ancak bugün dökebildim satırlara. 
İnanmıyor olabilirsiniz, ben de inanmıyordum. 
Ama bir şans verin ve sonuna dek okuyun.
Beki Hanımla ve onun sayesinde sevgili dost meleklerimle tanışmam 2012 senesinin Eylül ayında gerçekleşti.Yani tam 1 yıl önce. Bir gazetede röportajını okudum, daha önce de hakkında bir şeyler duymuştum.
O zamanlar İstanbul’da üniversite eğitimimi bitirip İzmir’e ailemin yanına dönmüştüm. Atanamamış ve sözleşmeli işinden de bir dakika içinde çıkarılmış işsiz bir öğretmendim. Önce Meleklerle Yaşamak’ı okudum. Günlerce hatta aylarca bir işaret bekledim. Tabi ki o işaret aylarca gelmedi. Önce ümitsizliğe kapıldım ama daha sonra inandım, farkında olmadan inandım. Meleklerin Gücünü okuduktan sonra aslında içimden iletişim kurduğumu bunu somutlaştırmadığımı farkettim. Etrafımdaki herkesle paylaştım, sizi okuttum, onların da melekleriyle tanışmasına vesile olmak istedim.
Ve ben 21 Aralık’ın dönüm noktası olduğu insanlardan biri olduğumu hep düşündüm ve de öyle oldu, gördüm J
İstanbul’dan kaçarcasına 1 gecede İzmire taşındım ve bu bana düşündüğümden de ağır geldi. Kendimi suçladım,ailemi suçladım.
Ve bu durumu aşmak için 1 sene ağlamak dışında hiçbirşey yapmadım. İşe girdim, 4 ay sonra çıktım. En büyük istediğim tekrar İstanbula dönmekti ve bunun tek yolu kpss ile İstanbula atanmaktı. 2012 senedinde sınava girdim, 3 saatlik sınav boyunca atanamazsam beni bekleyen korkunç 1 yılı düşündüm. İşsizlik, zevksizlik…
Tabiki sürpriz olmayan bir şekilde kazanamadım. Ağladım hem de çok ağladım!! Ama bunu değiştirmek için bir şey  yapmadım.
Aralık 2012’de benim de herkes gibi korkularım vardı. Sonra her gece uyumadan önce meleklerimle konuşmaya başladım, kendimce. 2013 itibariyle sihirli bir şekilde her şey yoluna girdi. ( Sihirli olmadığını biliyorum ama üzerimde bıraktığı etki bu )
Temmuzda  tekrar kpssye girecektim ve 1 ocaktan 15 temmuza kadar her allahın günü kendime ve yanımdakilere kazanıp İstanbula döneceğim dedim.
7 buçuk ay onlarca tüy, bozuk para ve kendimce işaretler aldım. Ağzımın değil kalbimin söylediği her şey gerçekleşti. Çekindiğim hiçbir şeye sahip olamadı, kendime güvendiğim her konuda istikrarla başarılı oldum.
Bugün 3 Ekim. 15 Temmuzda Kpss’ye girdim. Ve şimdi bu maili kadrolu bir öğretmen olarak İstanbul’daki evimden yazıyorum JYani oldu, ben başardım. Bu da benim mucizem oldu.
Beki Hanıma ve sevgili meleklerime mucizeme kavuşmama rehberlik ettiği için tüm yüreğimle teşekkür ediyorum.
Sevgiyle kalın.

Ayrıntılı bilgi için http://www.meleklerleyasamak.com/ u ziyaret edebilirsiniz.
Devamını Oku »

29 Eylül 2013 Pazar

İstanbul! Seni özledim ulen!!!!



Ben 10 ay önce "May Dreams Come True ( hayaller gerçek olur)"  demiştim. Olurmuş. Oldu.
1 yıldır İstanbul, kpss, kadro, ev, hayat derken... Şimdi yaşama zamanı geldi.
Ben bu yazımı güneşli bir pazar akşamüstüsü İstanbul'daki evimden yazıyorum size :)
Yaşamayı istediğim onca şeyin gerçek olduğuna, sonunda bittiğine zamanının geldiğine inanmak zor oldu en başta. Sanki hep bu koşuşturma devam edecek, çaba hep sürecek, güzel son hiç gelmeyecekmiş gibi.. Geldi ama. Benim gibi istediği ya da sahip olduğu şeylere hep en zor yoldan birsürü hendekler geçerek sahip olanlar bilirler bu hissi. Hiç kolay olmadı benim için hayallerime kavuşmak. Kolay olsaydı bu kadar değerli olur muydu bu da bir tartışma konusu olabilir tabi.
Bugün tam 2 hafta oldu yeni hayatıma başlayalı. Ev taşıma, yerleşme derken anca kavuşabildim internetime.
Şimdi yeni bir dönemeç var önümde. Kavuşulanlar ve yeni hedefler. Ama önce içime sindire sindire özlediğim İstanbulumu yaşama vaktim.
Özlenen ve görülecek bir çok arkadaş, gezilecek bir çok yer, içilecek onlarca kahve, dinlenecek  bir çok grup...
2 yıl sonra yeniden canlandığımı hissediyorum. Yeniden genç yaşadığımı.
İstanbul bu sefer bana yeni ve güzel süprizler sunacağa benziyor. Koşulsuz kabul ediyoruuum :)
Ah huzur patlaması yaşıyorum. 2 yıldır konuştuğum, düşündüğüm, istediğim, ağladığım , özlediğimi yaşamak, başarmak, kendim başarmak en haz verici olanı.
İçimdeki ego patlamasıyla sanırım şimdilik bu kadarını yazabileceğim çünkü bana gıcık olmanızı istemiyoum tabikii :)
Ev taşıma maceramı da bir süre sonra, iyice sindirince sizinle paylaşmalıyım.
O zamana kadar...

Cihangiiiiiir, seni özledim ulen!!!!!
Devamını Oku »

6 Eylül 2013 Cuma

Şimdi Rahat Bir Nefes Alalım...



Muhtemelen 25 yıldır aldığım en uzun , en tasasız ve en huzurlu nefesleri alıyorum ben bu aralar. Korkunun vücudumun tüm hücrelerinden temizlendiğini hissetmek bana resmen saniye başı yaşam enerjisi depoluyor. 
Hala bazı boşluklar var ama zamanla, hatta çok yakın zamanda onların dolacağını da biliyorum.
Hafta içinde güzel Karşıyaka'mın mis kokan havasında, Sinemi beklerken çekmiştim bu fotoğrafı. Dert yok, tasa yok, kpss notu yok, manyak gibi koşuşturma yok. Oh be oh!
Böyle yazıyorum da sanılmasın ki prenses hayatı yaşıyorum, tabi ki değil. Ama mutlu olmayı becerebilen bir insan için çok da zor değilmiş böyle hissetmek. Mutsuz ve depresif geçirdiğim günlerime yazık!
Şimdi 3 gün atama sonuçları için bekliyorum. Valiz tamam sayılır, tek eksik neye gideceğini gösteren tek yönlü bir bilet :) 
Umuyorum ki o yol da İstanbul olacak. 
İzmirime veda etmek hep zor olmuştur ama ayda bir İzmir kokusu almaya gelmek can katar canıma.
Gitmek geride bırakmak değil benim için bu sefer, gitmek kavuşmak demek, gitmek özlemek demek. Bu sefer hüzünlü değil sevinçli bir gidiş var.
Şimdi gitmek vakti...
Devamını Oku »

5 Eylül 2013 Perşembe

Ücretliden Kadroya - Bir Öğretmen Klasiği


Üniversiteyi kazandığımda hiç bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Yanlış anlaşılmasın üniversite kısmı değildi zor olan, hatta bir çok bölüme nazaran çok da rahat bir bölümdü benimkisi. Derslerle alakanı tam olarak kesmezsen vize ve final haftalarında 2 hafta hayattan bağlarını kopararak yaşarsan gayet de iyi derecelerle bitirilebilir bir okuldu ve zaten öyle de oldu. 
Asıl zor kısım üniversite sonrasıymış. Ben öğrenciyken " hayatta KPSS'ye girip bilmediğim yerlere, doğuya falan gidemem" diyordum. Demesi bedava, demesi çok kolay. İzmir'de doğmuş, İstanbul'da okumuş bir insan olarak Hakkariye gitmemin kolay olacağını düşünmek saçma olurdu zaten. 
Bu hevesle 4. sınıfta kpssye bile son anda başvuru yaparak laf olsun diye girdim, özel bir kurumla anlaşmıştım zaten, öyle işsiz kalanlardan değildim, daha mezun olmadan işim hazırdı.
Özel bir dershanede çalışmaya başladığımda anladım ki bu işler öyle uzakta görüldüğü gibi değil. Öğrencilik asla bitmemesi gereken bir hayat dönemi. Sabah 7'de işe gidip akşam 8'de eve gelip sonra kendine yemek yap, ev işi yap... İtiraf ediyorum ki yemek yemeden yattığım geceler olmuştu.
Aa dedim olmaz bu bu işin sırrı kpss imiş. Dershanenin bana kazandırdığı tek şey güzel dostluklar oldu.
Sonra dön İzmire hazırlan sınava. 
O iş de öyle kolay değilmiş. Hele benim branşımda hiç değilmiş. 
2 yıl da ücretli öğretmenlik macerasından sonra artık 5 gün sonra maşallah yazısı gibi asıcam 657'yi boynuma  
Ücretli öğretmenlik de değişik bir durum. Aslında kadrolu öğretmen gibi çalışıp, üçte bir paraya çalışıyorsun. Bana çok şey öğretti, Dershanede yapılan öğretmenlikle okulda yapılan arasında mevzuat açısından çok fark var. 
Benim burada da en büyük şansım okulda kendimi hiç ücretli gibi hissetmedim, yıllardır berabermişçesine çalıştım okuldakilerle. Ben onları çok çok sevdim, sanırım onlar da beni sevdiler :) Bence sevdiler :)
Ve şimdi bu koşuşturmanın sonuna yeni bir koşuşturmanın başına geldim, sanırım.
Bir yıl boyunca sinirli, stresli, ağlak, manyak hallerimi çeken, bana inatla katlanan herkes başımın tacı.
Ailem, iş arkadaşlarım, dostlarım, dershanedeki öğretmenlerim hepsi hepsi.
Stres altındayken garip bir insan oluyormuşum ben, kendim hakkında bir şey daha öğrendim. 
Aslında hakkımız olan şeyi almak için bu kadar çaba vermemiz, gözü kapalı buna razı olmamız fazlasıyla sinir bozucu. 
Açtığı 40,000 kadroda mesela hiç Ege Bölgesi bulunmaması, binlerce kadroya büyük şehirlerden bir tane bile kadro açmaması...
Aslında bizler iğrenç bir oyun içinde kendimize yer edinmeye çalışan birer insanız. Değiştirmeye gücümüz ve mı, bilmiyorum. Gücümüz varsa da cesaretimiz yok,birçoğumuzun yok. Anca ucu bize dokunuğunda çıkarıyoruz tırnaklarımızı.
Neyse şu an sevinçten baya sevgi böcüğü modunda , 32 diş dolaşıyorum ki bu konulara girerek can sıkmayacağım.
Hiç bitmesin.
Bir senedir dilimden düşürmediğim "İstanbul'a atancam ben ya!" nın gerçekleşmesi için çok az kaldı.
Güzel haberlerle geri döneceğim.
Beni bekleyin :)

Devamını Oku »

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Günaydıın :)


Hep maviyi göreceğimiz, denizin kokusundan ayrı kalmayacağımız günler bizim olsun :)



Devamını Oku »

Adı Hayat Olsun (:

Hayatınızda karşınıza çıkacak tüm güçlükleri aşabileceğinizi hissettiğiniz anlar olur. O an önünüze çıkan her şeyi devirir yolunuza devam edersiniz. Ya da bunu yapabileceğinize inanırsınız. Tam oradayım. Ve burası çok güzel :)
Annem her zaman der, azıcık dilini tut kızım nazar değdireceksin diye. Dilimi tutsam da parmaklarımı tutamıyorum işte, harfler belirip duruyor ardı ardına ekranda. Bitmesin. Saatlerce yazabilirim, sayfalarca anlatabilirim. Yüreğimde bir kuş kanat çırpıyor kuzum modunda yeşilçam repliklerine bile yer verebilirim hatta.
Mutluyum be! O kadar çok bekledim, o kadar çok istedim ki, gerçekten mutlu olunabiliyormuş. Gerçekten mutluyum! Ohhh
Baştan söyleyeyim piyangodan para çıkmadı, öyle kafam kadar tek taşla evlilik teklifi de almadım ( o ne be! )   Küçük şeylerle mutlu olabilen insanlar mutlu olmayı hep hak ederler. ( arada büyük şeyler de gerekli tabi :)
Şimdi nereden çıktı bu uçuyorum halleri derseniz. Valla milyonlar kere bahsetmişimdir zaten 2013'ten beklentim çok, bu yıl benim yılım olacak diye. Gözünü sevdiğimin 2013'ü hakkını veriyor vesselam. 
Her yıl belki de pek çok insanın yaptığı gibi ben de dilek listemi oluştururum. Bu yıl bunu kendime özel yaptım. Kimselerle paylaşmadım. ( Annem gizliden bulup okumuşsa bilemem orasını tabi ) 
Benim bu yılki listem 14 maddeden oluşmuş. Bugün şöyle kabaca gözden geçirirken 6 tanesinin çoktan gerçekleşmiş olduğunu gördüm. Şükürler olsun (:
Biz 21 Aralık 2012'de gerçekten bir enerji çağı atladıysak, ben kesinlikle atlayan taraftayım. 
Eskiden mutsuzluklarım etrafımı sararken şimdi, istemeyi öğrendim. İstediğimi yaptığımı gördüm. 
Bu bazen bir arkadaştı, bazen para, bazen başarı, bazen aşk, bazen de bir kitap. 
En küçüğüne de sahip oldum, en büyüğüne de.
Giderek daha da güzel olacak buna da inanıyorum.  
Hayatta her şeyin en güzel zamanda gelmesi gerektiğini öğrendim. ( Sevgili beyaz atlı prensim, artık zamanın gelmedi mi? Ata gerek yok, kırmızı mini cooperla gelsen de yeter.)
Şimdi kocaman bir uyku çekin kendinize. Rüyanızda en çok istediğiniz şeyi, kişiyi, yeri görün.
Sabah uyandığınızda gülümseyin. Bilin ki o rüyanız bir gün gerçek olacak.
Ve o günün sizin için adı hayat olacak :)


Devamını Oku »

13 Ağustos 2013 Salı

Bugün ben susayım, şarkılar söylesin




Üniversite 1. sınıf
Yıl 2007
İstanbul, Beşiktaş Sahil
Saat 01.00
Bir battaniye, bir bank, iki kişi






Yapacak bir şeyiniz yoksa yapılabilecek en güzel şey Birsen Tezer dinlemektir.





Sen bana yangın ol efendim
Ben sana rüzgar
Tutuşsun gün yansın geceler
Zamanımız dar
Sen bana geç geldin
Ben sana erken
Soyunsun gün sarsın geceler
Vaktimiz varken




Yitip giden günlerden arta kalan
Elde kalan tek şey
Birbirine yabancılaşan iki insan
İçinde onu en tanıyan, dışında adını ağzına almayan



Bu gece yine tek
Dayanır bu yürek
Düşünür
Acısı dinmeyecek








Devamını Oku »