29 Aralık 2012 Cumartesi

Ne zamandır boşladım ben buraları..
Yoğun zamanlardayım.
Bugün bir yazı gelecek sonunda, blogsuz geçen 1 ayın özeti.
Geleneksel olarak yeni yıl wishlist'i..
Günaydın size..
Bugün güzel bir gün :)


Devamını Oku »

17 Aralık 2012 Pazartesi

Bazen..
O kadar ihtiyacın oluyor ki o anı başka bir şey dolduramıyor.
Bazen işte..
Devamını Oku »

20 Kasım 2012 Salı

Dünya Çocuk Hakları Günü

Bugün  çocuk hakları ve bu haklara ulaşamayanlar hakkında  farkındalık yaratmak için kutlanan Dünya Çocuk Hakları Günü..
                                                                                                        Ne kadar farkındalık yaratıldığı ortada!
                                            Keşke çocukların "çocuk" olduğunu hiç unutmasak!!!
Devamını Oku »

18 Kasım 2012 Pazar

Bu pazar sabahı yine İstanbul'da olasım geldiği sabahlardan biri.
Sabah kalkıp sıkı sıkı giyinip boğazda kahvaltı yapardık.
Paramız varsa sade kahve ya da aşşk kafe.
Yoksa Beşiktaş'ta simit çay, hiç farketmez..
Boğaz'ın rüzgarı iliklerimize işlerdi ama olsun.
Sonra biraz yürüyüş yapardık Bebek'e doğru.
Oturup sıcacık pazar kahvemizi de içerdik Starbucks'ta yine Boğaz kenarında.
Hava güzelse eğer Fethi Paşa Koru'su bile olabilirdi. Ya da Sarıyer.
Ah ah!
Görüldüğü üzere İstanbul hasreti tavan yapmış durumda.
Şubatı bekliyoruz :))
Şimdilik İzmir'de pazar keyfi yapalım.
Bu aralar Grup Gündoğarken'in Yanıma Gel şarkısına taktım. Eğlenceli.
Onun eşliğinde size de iyi pazarlar..!



Devamını Oku »

10 Kasım 2012 Cumartesi

Sonsuzluk... Atatürk



Yine günlerden 10 Kasım. Ölümsüzlüğün ilan edildiği o acı ve büyük gün. Ölüm kelimesi bile hiç yakışmıyorken...
Az önce Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk dedi tvdeki spiker.. 2 kelime, ne acı...
Bizim içinse hayat, gerekirse bir tapınak...
Bizim için 10 Kasımlarda zaman 09:04:59'da duruyor ve saniye ilerlemiyor. Ardından o acı siren sesleri, şehrin her  yerinden..
Her seferinde burnum sızlıyor. İçime sığamayan bir şeyler var, ve o gözyaşları sakince süzülürken, yine de koyveremiyor insan kendini. Çünkü sıradan bir ölüm değil bu. Ağlamak ve feryad etmek yok.
Saygı durmak, izinde dimdik durmak var!
Senin öngördüğün gibi kendi ayakları üzerinde duran özgür bir kadın, senin ilkelerin ve ideaların rehberliğinde insan yetiştiren bir öğretmen...
Varsın Boşbakan katılmasın,seni sevenlerin hepsi seninleydi bugün. Sendeydi...
Bugün bir kez daha gurur duydum hem kendimle,hem seni sevenlerle...
İzmirim yine yanıltmadı beni...

2400 KİŞİYLE iZMİR CUMHURİYET MEYDANINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN ATATÜRK PORTRESİ



"Yüzümüzü ışığa döndük
Şaşırmadan yürümeliyiz ışığa doğru
Onun için karanlığın hedefinde ışığımızı söndürmek var
Sönmesin..."

Bekir Coşkun






Bugün Atatütk'ün ölmediğini anladıkları gün...
Sen gideli 74 yıl oldu. Her kim becerebilir ki 74 yıldır kendini sevdirmeyi, kendini özletmeyi, hiç tanımadığı, hiç görmediği insanlara..
Faşist desinler, Kemalist desinler, ne derlerse desinler.
Ben yine her yerde senin adını söyleyeceğim, herkese seni anlatacağım, her an içimdeki sene soracağım yolumu..
Bana kazandırdığın her şey için TEŞEKKÜRLER...!
Devamını Oku »

9 Kasım 2012 Cuma

Sev İşte!

Sevmekten korkma olur mu?
Hayattaki en güzel şey sevmek.
Sevebilmek sahip olduğun en güzel yetenek.
Sadece büyük yürekli insanlar sevebilir
Kocaman yüreğinle sev yeter...
Düşünmeden, sorgulamadan...
Olur ya yanlışı da sevebilirsin, olsun varsın.
Yanlışlarındır seni doğruya kavuşturacak olan.
Küsme aşka.
Korkma!
Korkutma!
Sev işte!
Sev gitsin..!




Devamını Oku »

6 Kasım 2012 Salı

My missing puzzle piece

Hayat 5 bin parçalı puzzle. Bense onu yaratmaya çalışan bir amatör. Yaptıkça bozuyor, bozdukça yeniden yapıyorum. Bir parça buluyorum. Evet işte devamını getirecek anahtar parça bu! Olmuyor, bulamıyorum yerini. Yeniden bozuyorum, yeniden, yeniden...
Yapboz misali herhangi bir parçası şekillenince benden mutlusu yok. Evet. Oldu. Devamı da gelecek. Bu sefer tamamlanıyor galiba.
Çerçevenin diğer ucuna bakıyorum sonra. Bölük pörçük. Darma dağın.. Hadi diyorum, şimdi de orayı tamamlamalı. Pişman olmadan, günlerce, gecelerce çabalayarak...Ama çok zor. Çok yorucu. Hayat tek başına şekillendirmek için çok büyük.
Yardım edin diyorum, yardım edecek kimse yok mu?
Geliyor işte biri, bu köşeyi seninle birlikte tamamlayacağım diyor. Bu ikimizin eseri. Mutlu oluyorum, güvende hissediyorum kendimi.
Tam şekillenirken birden her şeyi darmadağın edip gidiyor. Ne kadar tamamlasam da eksikleri, ne kadar yamasam da tam değil, hep bir parçam kayıp.
Bu her tekrar ettiğinde eskisinden daha fazla parçalara ayrılıyorum. Sonra sil baştan!
Artık yardım istemem diyorum! Bitti. Ben kendim tamamlarım. Hayatımın köşelerini kendim yaratırım.
Ama mümkün mü..?
Şimdi böyle bir zaman işte. Tek başıma yetemiyorum. Yardım istemekten korkuyorum. Tekrar dağılmaktan, parçalanmaktan korkuyorum...
Eskiden içimdeki ses " bu bozup gider" derdi. Onu bir kenara iter, dinlemezdim. Anca bozup gittiğinde aklım başıma gelirdi.
Şimdi durum farklı. Şimdi akıl "bu bozmaz, bu sefer tamam" diyor. Ama kalbim de onu dinlemiyor. Aptal!
En zoru bu kalp kolay kanar da ya akıl...
Her zaman cengaver gibi öne çıkan kalbim bu sefer korkak, ürkek...
Zaman diyorum, zamana bırakıyorum. Akıl ve kalp anlaşırsa tamam diyorum.
Herşeyi onlara bırakıp aralarından çekiliyorum.
Sadece izliyorum..!
Devamını Oku »