gezi yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2016 Perşembe

Am- Ster-Dam

Sevgilimin en büyük hayaliymiş 10'dan geriye Türkiye sınırları dışında bir yerde saymak. Benim en büyük hayalimse Amsterdam'a gitmekti. İkimizinkini birleştirip yeni yıla Amsterdam'da girmeye karar verdik. ( Şimdiden not: Hayatınızda imkan buldukça Amsterdam'a gidin, ama yılbaşında değil.Çılgın ötesi kalabalık.) Neyse haftalar haftalar boyunca planladık ve 31 Aralık sabahı biraz (!) zor da olsa kar ve pegasus işbirliği ile 3 saat rötarla vardık Amsterdama. İlk şaşkınlığımı cobus şöförü ile yaşadım. Rihanna çalıyor. Siyahi pırlanta küpeli bir cobus şöförü amca güleryüzlü falan. ( Çalışanları hep güler yüzlüydü bu arada.)Türkiye'ye dönüşte bizim suratsız ve küfrederek iş yapan gümrük polisimiz bunu bir kez daha pekiştirdi.


Ben çok heyecanlıydım. Çok hem de. En çok görmek istediğim şehirde en sevdiğimle :) Havaalanına indiğimizde o beklenen soru. "What your purpose of visit?" :) just tourist! Ha bu arada benim valizim de başka bir kulvarda geziye çıkmış olacak ki sevgili pegasus valizimi 1 saat sonra Moskova uçuşu ile birlikte ulaştırdı. Havaalanı bambaşka bir panayır alanı. Koskocaman bir alışveriş merkezi gibi. Avrupa dedikleri gerçekmiş diyor insan. 

Otele gidip eşyalarımızı odaya bırakıp direk kendimizi attık trenle merkeze. E Amsterdam söz konusu olunca malum duraklardan biri de coffeshoplardı. Çizenbayan'ın yazısında görüp Damkring'i denedik ve klasik her turist gibi Bulldog. ( Deneyiniz.)
Önce bir gezindik sokaklarda.Klasik kanal pozumuzu çekildik sonra.


Dam Square, Damrak, Sex Museum ve Leidsplein ilk gün duraklarımızdı. 
Önemli : 31 Aralık günü Amsterdam'da 20.00 -02.00 saatleri arasında toplu ulaşım hiçbir şekilde çalışmıyor. Bunu göz önünde bulundurun böyle bir plan içine girerseniz. Genellikle oteller shuttle uyguluyor saat başı ama o da sağlıklı olmadı. 
İlk gün yeme içmelerinde Febo'lar acayip keyifliydi. 1,5 - 3 euro arasında atıştırmalık otomatlar var ısıtıcılı. Cheeseburger, hamburger ve değişik kroketler mevcut. Ya da sokakta satılan patates kızartmaları fazlasıyla doyurucu oluyor.


Yılbaşında havai fişek serbest. O yüzden 24 saat boom boom. Yeni yıla Leidsplein'de girdik meydanda. Müthiş bir ışık şovu, bolca güzel kafa ve aşk dolu bir öpücük ile :)


Amsterdam Central

 Dam Square


Ertesi gün haliyle hangoverlığın dibine vurup geç kalktık birazcık. Otelde kahvaltımızı yapıp Volendam'a gittik. Central'den otobüslerle Volendam yaklaşık 40 dakika uzaklıkta Amsterdam'a. Kuzey Denizi ile Atlas Okyanusu sınırında küçük bir kasaba. Christas marketleri, sokak satıcıları, minyatürlük harikası evleri ve huzur dolu sokakları vardı.






 Volendam'da eğlence 1 Ocak gecesine kadar sürüyormuş aralıksız. Evler bomboş, herkes publarda çılgınca eğlenmeye devam ediyorlardı.
Sokakta satılan pancakeler bizim gönlümüzü fena halde çaldı. Hava biraz daha güzel olsaydı da deniz pardon okyanus (!) kenarında da oturabilseydik keşke.





Amsterdam'a dönüp yine sokaklarda doya doya gezdik. Rahat yaşamanın tadını aldık desek yeri. Kimse kimseyi yargılamadan elimde şarabımla sırt çantamdan çıkardım çıkardım içtim yürürken. Ah minel hayat :)

Üçüncü ve son günümüzde önce Museumplein'e gidip klasik I amsterdam pozumuzu çekildik.


Ardından Albert Cuypmarkt'ı gezdik. Bİldiğimiz sokak pazarı. Çok meşhurmuş. Aklımıza gelebilecek herşey vardı. Ardından Jordaan'da gezip güzel bir kahve içtik. Daha küçük olan bu kesim hem daha sakin hem de alkolden ziyade daha çok kafelerle dolu. 


Böyle böyle 3 kocaman güzel gün geçirdik. Rüya gibiydi. Sevdiğim adamla, gönlümce, en keyif aldığımız günlerimiz, tatilimiz oldu.  Gelelim minnak Amsterdam notlarına.
* Öncelikle bisiklet şehri dedikleri kadar varmış. Trafikte bisikletler yay ve araçlardan öncelikli. Trafik kurallarına da tabiler. Ve herkes her yere bisikletle gidiyor. Yılbaşı gecesi bile tiril tiril elbiseli topuklu ablalar bisiklet tepesindeydi.
* Yılbaşı ve full özgürlük kafası olduğu için cansıkıcı şeyler de olabiliyor. Sokakta ayık gezen insna yok gibi birşeydi. Tek gidimlik şansınız varsa yılbaşında gitmeyin derim ben.
* Türkler tüm dünya gibi orayı da işgal etmişlerdi ve etrafta kendilerinden başka Türk olmadığını düşünüp türlü kırolukları sergilemekten öte geçemediler bazıları.
* Marketlerden bişeyler alıp mekan kafasına takılmayıp sırt çantasıyla gezmek, acıktığın yerde bir yere çöküp yiyip içmek çok rahattı. İstanbulda 40 liraya aldığım ve çok sevdiğim şarabı orada 3 euroya bulunca tabi ki attım hemen çantama. Gezerken bardağa doldurdum doldurdum içtim.
* Bizim de haliyle coffeshop ziyaretlerimiz oldu. Benden tavsiye kafanız güzelken kendinizi kaydedin ve konuşun. Sonrasında izlemek çılgın keyifli. Kahkaha attık dakikalarca.
* Red Light'a gittik ama mesai daha başlamamıştı :) Bir dahakine kaldı artık gezip görmesi.
* Vondelpark'ta bisikletle gezmeyi de bir sonrakine bıraktım. Nisan gibi tekrar gidip tüm bu eksikleri tamamlamayı planlıyorum.
*Gördüğünüz ve beğendiğiniz herşeyi hemen almayın. Daha ucuzunu ve daha güzelini muhtemelen az sonra başka bir dükkanda bulacaksınız.
Şimdilik olan biten bu gençler.
Yine olsun yine gidelim :)





Devamını Oku »

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Seni yazarak yeneceğim ey 27!



O çook uzaklarda duran 27 geldi çattı ya la! Hatta ilk 15 günü geçti bitti bile. Dolu dolu geçti, belli ki geri kalan 50 haftası da öyle geçecek. Genellikle yıl başında yaptığım yapılacaklar listesini bu sefer doğum günümde yapmayı uygun buldum. Hatta yaptım bile! Ama kaybettim :(
Evet benimle dalga geçin çünkü ben çokça geçtim kendimle. Şimdi dans ederek, evet bildiğim dans ederek yaptım o listeyi. Saçmalamayın buraya yazarken tabi ki oturuyorum. Ama dans şarkılarım kulağımda.

Çook kocaman, boyumdan çok çok kocaman hayallerim var 27 için. O meşhur 27 lanetini ben kıracağım ey dünya! Ve hiçbirşeyin, hiçkimsenin en çok da kendimin bunu baltalamasına izin vermeyeceğim ki :)

En birincisi, en önemlisi bu sefer diyeti bozanı çölde atlılar kovalasın. Evet evet bildiğin AT kovalasın. Bu ne aymazlık, bu ne caymaklık a kuzum demezler mi adama? Yarından itibaren sabah yürüyüşlerine başlıyorum. Sabah 8'e kadar check-in yapmazsam arayıp uyandırın beni, valla bak.
Normal şartlar altında yarın 15 günlük Avrupa turu için Berlin'e uçacaktım erkek arkadaşımla. Ama bu hayatta hayal kırıklıkları var, Büyüklerinden birini yaşadım, ama bu bana çok da büyük bir ders verdi. Kimseye %100 ayak bağlamayacaksın bu hayatta. Ha salak mısın kızım yeni mi öğrendin diyorsanız, ara ara güncelleme yapmak gerekiyor bende.

27'nin en büyük ikinci hayalini açıklıyorum. Ta ta ta taaammm...
Yurt içinde: Datça, Kabak, Bozcaada, Gaziantep, Kapadokya, Eskişehir ve yavru vatan Kıbrıs. 
( Eskişehir geçen hafta yaptığım iki günlük geziyle tamamlandı :))
Yurt dışında: Amsterdam, Paris, Roma, Berlin, Barcelona, Prag, Santorini.
(İlk defa yurt dışına çıkacak birinin klasik talepleri :))

E üniversite biteli 5 sene oldu. Bir yüksek yapalım da şanımız yürüsün diyerekten ve dertli başıma daha çok dert alaraktan yüksek lisansa başlayasım var.Büyüyünce de doktora yaparım artık ben. Ben de üniversitede check-in yapmak, "bitmeyen tez yapmışlar" hashtagli fotoğraflar paylaşmak istiyorum instagramımda, çok mu şey istiyorum arkadaşlar?

Çook çok sevdiğim bir işi yapıyorum ben, öğretmenlik. Biliyorsunuzdur haliyle :) Bu sene o konuda da sınırlarımı zorlayıp Okmeydanı dışına çıkaracağım çocuklarımı. Comenius mu dersin twinning mi dersin ne dersen de, ben o salla başı al maaşı öğretmen olmadım  senedir, bir 25 sene daha olma hiiç niyetim yok.

Henüz ehliyetimi almamış olsam da seneye yaza bir dört tekerli dütdütüm olsun, onla takılayım, orası senin burası bizim çılgınlar gibi gezeyim de istiyorum hani. Bu nedenle yıl içinde sağlam bütçe sıkmalı, ekstra çalışmalı yoğun mu yoğun bir sene bekliyor beni.

Evlilik ve çocuk konusunda teyzelik tecrübelerimi başarıyla arttırmanın peşindeyim. O konuyu 28'e bırakıyorum, hepsini şimdiden yaparsam 28 üzülür, kahrolur. Ona da heyecan lazım..

Ve tüm bunların yanında yazmayı, okumayı, kendimle vakit geçirmeyi çok özlediğimi fark ettim. Bu üçünden asla feragat etmeyeceğim bir sene istiyorum.

Ve tabii ki AŞK! Çoklukla mutluluktan havalara uçtuğum bazen mutsuzluktan dibe vurduğum, bazen sinirlenip çokça triplendiğim ama çok çok sevdiğim adamla dünyalar kadar güzel günleri bekliyorum...

Yazarak büyümek, yazarak dinlenmek, yazarak dinlemek istiyorum...
Buruğum, yarın Berlin'de olmayı hayal ederken şimdi o aylarca kurduğum hayallerimi çöpe atıp gerçeklerle yüzleşiyorum.
Ama yenilerini kurmaktan vazgeçmiyorum.
Hadi bakalım.
Yazdım yine avuçiçine hayellerimi.
Gerçekleşmelerini sabırsızlıkla bekliyorum....



Devamını Oku »