15 Mart 2014 Cumartesi

Depresyonda mıyım? Yok canım!

Sizin de içinden hiç çıkamayacağınızı hissettiğiniz, hiçbir yere konduramadığınız ve bir o kadar da içinize sığdıramadığınız sıkıntınız oldu mu?
Öncelikle ben o sürekli melankolik takılan bloggerlardan değilim, zira olmayı hiç istemem, kendilerinden de hiç hazetmem. Ama mutluluklarımı çığlık çığlığa paylaşırken nefessiz yazarken, sıkıntıyı içe atmak samimiyet eksikliği değil midir?
Ben aslında çok uzun zamandan beridir mutlu yaşamayı öğrenen ve mutlu da yaşayan bir insanım. Küçük sıkıntıları göz/kulak ardı ederim. Her sıkıntının yeni bir mutluluk yaratacak bir kapı olduğuna inanırım.
Çok ciddi sıkıntılar olmadıkça kendime dert etmemeyi öğrendim uzun yıllar sonra.
Ama bazen benim de beceremediğim zamanlar oluyor, belki de becermek istemediğim.
Bu ara tam da o noktadayım. İçimde sebebini bilmediğim, gerçekten bilmediğim; belki de birden fazla sebebin bir araya getirdiği bir yumru. İşten, evden, arkadaştan, aileden, içmekten, yemekten, eğlenmekten... Hiçbirşeyden zevk alamaz hale geliyorsun. Hiçbir yer istediğin yer değil, hiçbir insan yanında olmak istediğin insan değil.Herkes biraz fazla, bazen de biraz eksik. Hiç tam da istediğin gibi değil.
Hayatımda ilk defa belki de tanıdığım herkesi bırakıp, herşeyi bir kenarı atıp hiç bilmediğim bir yere gitmek istiyorum. Bir süreliğine kimsesiz, tek başıma olmak istiyorum. 
Sevmediğim bir insanın yüzüne birlikte çalışıyor olmamızı, hergün yüzyüze bakmak zorunda olduğumuzu boşverip onu hiç mi hiç sevmediğimi bağıra çağıra söylemek istiyorum mesela.
Bana iki yüzlü davranan bir insana aslında yaptıklarını bildiğimi ama sırf benim insanlığımdan onun ne kadar pislik, işe yaramaz olduğunu yüzüne vurmadığımı söylesem mesela...
Bir zamanlar aşık olduğum adamın vazgeçilmez olmadığını, artık onun yanında bile oturamadığımı anlatsam ona...
Yalnız kalmak istediğimde kaçıp saklanabilsem bir yerlere...
Nasılsa ben alttan alırım diye düşünmese insanlar ve biraz da ben şımartılsam mesela, benim için birileri çaba gösterse...
Egodan kaçan bir insan olsam da az biraz da benim egom yükselse...
Sevildiğimi, gerçekten sevildiğimi hissetsem,duysam,bilsem.
Benim için bu aralar kolay değil anlayacağınız gülümsemek.
Gülümseyenlere, onları gülümseletenlere selam olsun..!



Devamını Oku »

11 Mart 2014 Salı

Ah çocuğum... Ah Berkin'im!!!



16 Haziran 2013...
20 gündür halk tvden başka bir kanal izlenmez oldu bizim buralarda ve Türkiye'nin bir çok yerinde.
Son dakika..
14 yaşındaki bir çocuk Okmeydanı'nda başına gaz fişeği isabet ederek ağır yaralandı.
Berkin Elvan...
Sen bizim 269 gündür tutunduğumuz umuttun, her sabah işe giderken ben yattığın hastanenin önünden geçerken gülümsedim sana otobüsten. Bir gün kapının önünde seni göreceğimizi hayal ettik.
O tatlı gülümsemenle, kapkara kaşlarınla...
Midem bulanıyor, gözüm gönlüm hiçbirşey görmüyor. Sen niye gittin çocuk! Çocuklar ölmez ki biz böyle öğrenmedik.
Şimdi biz ne yapsak, ne kadar ağlasak küfretsek neye yarar, senin o gülen gözlerin açılmayacak ki bir daha.
Her sabah geçerken yattığın hastanenin önünden bir gün seni görürüm kapıda diye dua ederken ben otobüste, sesleniyorum uyan artık bahar geldi belki duyarsın diye?? Geçmeye cesaretim, gücüm yok artık. 
Seni anlattım mesela ben bugün öğrencilerime ders yerine. Onlar seninle aynı yaştalar. Tek sorunları boş derste dışarı çıkamamak, evden kaçıp top oynamak olmalı çocukların.
Biz annene uyanacak dedik, şimdi hangi yüzle bakalım? Ben nasıl güleyim, sokağa çıkayım?
Küçük bedeninle herkesin gözyaşındasın sen şimdi, sen uyanacaktın, hepimizin küçük kahraman prensi olacaktın.
Uyanmadın.
Gittiğin yer umarım hastane yatağından daha rahattır.
Umuyorum ki orası soğuk değildir, sen orda Ali'yle birliktesindir.
Biz seni koruyamadık, biz seni uyandıramadık. Bizi affet!!
‪#‎HoşçakalBerkinim‬
Devamını Oku »

10 Mart 2014 Pazartesi

Aranan Suçlu Bulundu (:




Suçluyum. Hem de çok. Biliyorum ki ama. Önce de kendime. Çok vefasız da çıktım hem. Sen otur günlerce aylarca yaz, hayalin gerçek olsun ve yazmayı bırak. Yok öyle iş.
Off neler oldu neler, neler sığdırsam nerelere getirsem konuyu.
Yavaş yavaş sanırım, geriye dönerek hem de. Ben İstanbul'dayım ya şimdi mesela, dışarda kar da yağıyor hani. 26 yaşında 6. kar görüşüm bu benim, kar fakiri İzmirli bir insancık.
Dün fark ettim de 7 ay olmuş ben geleli, neredeyse koskoca bir sene olacak. Acı-tatlı genellikle tatlı 7 ay. Çok güzeldi, hala çok güzel, çok da güzel olmaya devam edecek.
Şimdilik bunu bilin.
Hepsini tek tek anlatacağım :)

Devamını Oku »

1 Ocak 2014 Çarşamba

2014

Her yeni yıla yeni umutlarla giriyoruz. Her bir seferinde bıkmadan, yeniden. Yeni bir yıl dönümünde hepimizin yeni umutları var yine, yeni dilekleri, gizli kendine sakladığı istekleri. Çok büyük anlamlar yüklüyoruz belki de. Bu kadar zorlamamak da lazım hani. 
Tek bir dileğim var benim bu sefer yeni yıldan, çok değil 
İsteyerek, bekleyerek, umutla bekliyoruz önümüzdeki 365 günü  
Mutlu an'lar!!
Devamını Oku »

30 Aralık 2013 Pazartesi

Ne de güzel bir yılmış 2013 (:

fotoğraf.JPG görüntüleniyor


Şimdi  bana deseler ki " Yaşadığın 25 yıla geri dön, birini seç ve yeniden yaşa."
Kesinlikle seçimim 2013 olurdu. Defalarca, binlerce kez söyledim hatta çokça öncesinden. 2013 benim senem olacak diye. Olmadı mı? Pek de güzel oldu.
Azcık hayırsız olmuşum ben, sıkıntılı anlarda pıtır pıtır yazarken aylardır yazmamışım meğer.
Malum yılbaşı gelince, yeni yıla girmenin arifesinde bir koşu gidip yazayım beri dedim.
Buralardan uzak kaldığıma bakmayın, aslında ben bu aralar pek şahaneyim :)
İlk altı ayı biraz koşuşturmacalı, son altı ayı pek çok heyecanlı geçti 2013'ün.
O yıllarca ensemde dikilen kpss ile sonunda barıştık. Ben çok özlediğim İstanbul'uma kavuştum. Ve bu sefer İstanbul bana yeni çok güzel insanlar getirdi.
Yine kendi evim oldu. Bu sefer yanında korkmadan gözümü kapayabileceğim ev arkadaşım, 16 yıllık jokerim :)
İzmir'i , evi, aileyi bırakıp buraya gelmek hep zor. Ama bu sefer ben İstanbul'a emin adımlarla koşarak geldim. Tam 2,5 yıl önce dönerken bir haziran gecesi, biraz yenilgiye uğramış halde; hep bu geri dönüşü beklemişim meğer ben.
Şimdi buradayım. İstanbulda. Kapısını kendi açtığım, kira kontratında benim ismim olan, adıma doğalgaz faturası gelen evimde. Benim, bizim evimizde. Salonumda mor koltuğumda oturuyorken, ve fonda çalıyorken Birsen Tezer...
Haftasonu ağırlamışsam evde arkadaşlarımı gönlümce, birken beş olmuşsam belki de. Bazen iki..
Günün herhangi bir saatinde çalınıyorsa kapım.
Bazen bir hafta boyunca yalnız hiçbir anın kalmıyorsa da evde...
Gözünün içine bakıp kimisinin huzur buluyorsam..
Ve sırıtıyorsam mütemadiyen.
Ve yıllar sonra karda yürüyüp, kartopu oynayabildiysem :)
Yıllardır beklediğim Birsen Tezer konserine gitmişsem mesela.
Gezi'de yiyemediğim biber gazını cuma günü yemenin haklı gururunu yaşıyorsam.
Aklıma düştükten sadece 15 dakika sonra İstiklal'de olabiliyorsam.
Deniz kenarında çekebiliyorsam tüm akciğerime o mis gibi biraz buruk havayı.
Lanet etmeden gidiyorsam her sabah işime, ve öğretebiliyorsam küçücük de olsa önce  hayatı onlara.
4 ay önce adını bile bilmediğim bir sürü insan varsa şimdi yanında sanki yıllarca yanıbaşındaymışçasına.
İstediğim zaman uyuyup istediğim zaman çıkıp yürüyorsam kulağımda müziğim saatlerce.
İzmir'li sıfatına sahipsem hem de :)
Yaşasın o zaman yaşamak.
Ne güzel gelmiş o zaman 2013.
Azcık görsün de utansın 2014, daha iyisini yapsın :)
Kırmızı mini cooper mı? Hadi canım valla mı  :))




Devamını Oku »

24 Kasım 2013 Pazar

Ne Mutlu Öğretene (:



Öğretmen demek, ders değil hayat  öğreten demektir.  İyi bir öğretmen kitabı değil hayatı öğretir çocuğa ; Atatürk'ü, anneyi, babayı, aileyi, sevmeyi, hoşgörüyü, cesareti, kabullenmeyi, savaşmayı, adam olmayı, saygıyı, paylaşmayı, daha iyi olabilmeyi...
İyi bir öğretmen iyi insanlar yetiştirir. Şimdiki zamanda Atatürk'ün izinden gidecek, O'nun ilkelerini koruyacak, karakterli, kendini bilen, saygı duyan çocuklar yetiştiren öğretmenler başımın tacıdır.
Başöğretmenim Atatürk'ün, tüm öğretmenlerimin ve aynı amaca yürüdüğüm tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler günü kutlu olsun.

Devamını Oku »

18 Kasım 2013 Pazartesi

Birsen Tezer'li Bi Gece (:



Çok defalarca söyledim ölmeden önce Birsen Tezer'i canlı canlı dinlemeliyim diye. Geçen hafta internette dolaşırken 15 Kasım Garajistanbul konserini görünce çığlık attım resmen. Hem de Bülent Ortaçgil ile birlikte. Yanlış olmasın ama benim için Birsen Tezer kısmı en önemli hatta tek önemli olan kısmıydı. Bülent Ortaçgil şarkısını Birsen Tezer'den dinlemek.
O kadar istemişim ki olabilecek en güzel bi konser, geceydi benim için. Daha önce gitseydim ya da sonra böylesi olmazdı, tam zamanıydı, acayip de güzeldi :)
Gecenin ağır süprizi Erkan Oğur'du. Aklıma gelmezken karşıda canlı bulmak ne güzeldi.
Kapatıp gözleri, saatlerce ağrıyan ayaklara inat, söylemek o şarkıları, bir yandan dinlemek, tınıyı bazen teninde bazen kulağında bazen de kalbinde hissetmek.
Daha 4 saat olsa kalır, dinler, söylerdim!
Boşta kalan, boşa düşen, akıl yoran her anımı kurtaran Birsen Tezer şarkıları bana müthiş bir gece yaşattı.
Yine olsun, yine gidelim!!!

Benim vazgeçilmez şarkılarım ise şunlardı











Devamını Oku »